Aşkın Akış 2

Aşkın Akış 2

Neysen çıksın ortaya. Artık saklanamazsın. Hem neden saklanasın ki suçlu değilsin. Tereddütlerin seni eylemden alıkoymasın. Hata yapmak ihtimali seni eylemden alıkoymasın.

Evet yıllardır biriktirdin. Düzenlemek ve öyle sunmak istedin. Fakat bir yeteneğin körelmesini göze almamalısın.

Köyünün mezarlığına gidiyorsun. En başta anneni görüyorsun. Şöyle bir bakıyorsun ki gözünün gördüklerinin çoğu tanıdık olmuş. Aralarında arkadaşların var. Elinden yemek yediğin komşu teyzelerin var.

Soyutsa soyut olsun. Beğenen okusun. Reklam mı ne kaba ne iğrenç şey? Öğrenen öğrenir işte. Algoritmaların kölesi mi olacaksın?

Ölüm senden uzak değil. Sen zaten anneni toprağa emanet etmişsin. Sanki yarını ahirete göndermişsin.

Dervişler dünyaya sabredermiş. Öyle veya böyle bitecek bir hikâyede söylemek istediklerini kursağında mı bırakacaksın?

Şairsen şiirini görsünler. Müellifsen eserini görsünler. Tanrı’nın dahi bilinmek için yarattığı mahlukat olan insan, kendi elinden çıkacak olanı bildirmek isterse bu suç mu?  Zaten “niye bu suç mu?” diye soruyorsun işin başında? Halbuki “eşyada ibaha esastır”.

Başkalarının tercihleri uğruna yeteneklerini körelten nice insan tanımandan hiç ibret almadın mı? Hiç olmazsa kendi tercihinin bedeli öde. Bu daha asilce. Hem daha asilce hem daha samimi. Hata bile olsa, günah bile olsa. Hem samimi günahlar samimi tövbelerin habercisidir. Ne çektiysek riyadan çekmedik mi?

İdare-i maslahattan benliğini kör ettin. Sen seni tanımıyorsun. Bırak düzen telaşını. Bırak her şeyi kontrol etme kaygısını. Sen daha kendine yabancısın. Ki tanıyabileceğin tek kişi de sensin.

“Mekanik insana reddiye” isimli bir kitap yazmak istiyorum. İnsan çok iyi tasarlanmış bir robottur, görüşünü çürütmek istiyorum. Ben yazamasam bile benim gibi düşünen biri yazsın.

Neysen çıksın ortaya. İstiareler, dolaylamalar, saçma sapan prosedürler, idare-i maslahat kabilinden işler karakterini parça pinçik etti. Bölük pörçük bir aynada kendine görmek istiyorsun.

Otoritenin düzmece bilgilerini ezberleyerek edindiğimiz diplomalar bize kendözümüzü keşfetme imkanı vermez azizim.

Akıştayız fakat akıştan haberimiz yok. Arifler göz perdemiz insin istiyor. Daha gözümüzün önündeki bile göremiyoruz ki. Göz perdemi indirdim diyenlere de itibarım yok.

Hastalığa şifa bulmayan doktora da itibarım yok. Herkese bir rol verilmiş de oynuyor gibiyiz. “kral çıplak” demesek de kralı hemen giydirip bu ayıbı örtsek.

Dinin propagandasını yapmak dindar olmak anlamına gelmiyor. Bilimin propagandasını yapmak bilim yapmak anlamına gelmiyor. Felsefenin propagandası yapmak felsefe yapmak anlamına gelmiyor.

Sen eğer bir düşünürsen düşünerek yazan bir yazarsan yol açmalısın. Yollar taşlı topraklı. Zihinler darmadağınık. Dağınık ama kul elinden çıkan yapay bir düzene ihtiyaç yok. Mevcudun içindeki nizamın kavranması lazım. Ufukların genişlemesi lazım. Göz önündekilerin görülmesi…

İnsan hala akışta. Nizam-ı alem? Ne büyük laf! Öldürmekten başka yolu yok nizam-ı alemin. Hak mı reva mı? Tartışalım duralım.

Ensonyalvaç burayı bir gölgeliğe benzetiyor. İnsan zaten bir mucizenin içinde. Mevcudu kavrasak, görüleni görsek, sesleri duysak, rüyaları anlasak neler var neler.

Ne olur beni kitabiden test etme. Bilgi hayatın içinde, hareket halinde. Bilgi akış halinde. Ne kadar akıştaysan o kadar bilirsin. Ne kadar akışın içindeysen o kadar az ezbere ihtiyacın var hatırlamak için.

1 yorum

comments user
Bahadır

Site güzel olmuş, yazılarında güzel noktalara değinmişsin. Eline sağlık.

Yorum gönder