Aşkın Akış 3
Otorite itaat ister. Sen otorite olsan sen de itaat isteyecektin. Baba olsan itaat isteyeceksin. Komutan askerinden itaat istiyor. Birtektanrı kulundan itaat istiyor.
Çok özgürlükçü sandığın modern yapılar da senden itaat istiyor. Hatta işini şansa bırakmayacak kadar seni itaate kodlamış ve şartlamış.
Siyasetin şakası yok. İtaat etmeyene acıması yok. Hiçbir zaman olmadı. Sen siyasetçi olsan sen de acımayacaksın. Seni de ikna eden gerekçeler önüne dizilecek.
Peki ya isyan? Şiirleri, şarkıları, marşları süsleyen daha çok isyan cümleleri. Niye böyle? Gerçi o isyancıların otorite olmuş hallerini de biliriz.
Sahi isyanın övülesi bir yanı var mı? Sünni ulema hiçbir zaman isyana ve kıyama yanaşmamış. Gerekçeleri belli. Fitne çıkarsa otorite masum zalim demeden herkesin canını yakar, kanını döker. Millet bunun altında ezilir.
Hiç de haksız bir gerekçe değil. Şahit olmadık mı? Bana kalırsa gayet haklı bir gerekçe. Birilerinin şahsi kavgasını vatan, devlet, memleket, mukaddesat kavgası sanıp isyan halkalarına dahil olanlar bedel ödeyene kadar bunu bir dava uğruna yaptıklarını sandılar.
Bir şiirine “evet isyan” diye başlayan şair bir başka şiirinde “baştan beri bütün yenik düşenlerle aynı kışlaktaymışız” da diyebilmiş.
Kim ne derse desin bence isyan ve kıyam insana yakışmıyor. İnsan aşkınlaşabilen bir varlık. İsyan adı altında yapılanlar aşkın bir ruhun eylemlerine hiç benzemiyor. Yıkmak, kırmak, dökmek, etrafa ve en önemlisi insanlara zarar vermek aşkın bir ruha uygun düşmez. Şiirler, şarkılar, türküler, heyecanlı vaazlar, belagatli nutuklar bizi yanıltabilir.
Otorite itaat ister ve isyan aşkın bir ruha yakışmıyor demek otoriteye arka çıkmak değildir. Perşembenin geleceğini çarşambadan görmektir. Zira ordular ve bilumum silahlı adamlar otoritenin emrindedir. Emri aldığı gibi gelir seni düşman beller. Beni en çok irken şey oluk oluk kan dökülmesi. Çoluk çocuğun permeperişan oluşu.
Dökülen her kan arkasında bin kinle döner. O kin köpürdükçe düşmanlıklar çoğalır. Böyle düzen olsa ne olmasa ne. Ben bozulan her şeyin düzelebileceğine inanıyorum. Bunun için isyana ve kıyama lüzum yok. Bu yolda bir gayrete ihtiyaç var.
Nazarımda insan muhteremdir. Tebliğde tedricilik esastır, ilkesine katılıyorum.
Yorum gönder