Sanat ve İdealizm
Ben öyle bilirim ki bir idealin hayat bulması için öncelikle kendine bir sanat zemini inşa etmesi gerekir.
Benim nazarımda sanat, tasarlanmışa bakarak tasarlamaktır. Başlangıçta taklit, öykünme, özenme baskındır. Sonrasında esinlenme diyelim ama illaki bir yerden itibaren özneye ilham gelir.
İlham gelen özne ham nesneyi kendinde yoğurur. Ve doğum gerçekleşir.
İdealist olmak, maddi olan her şeyin aşılabilir olduğuna inanmaktır. Bu yüzden her idealistin ilhama ve ilhamla yoğurulan bir sanat eserine ihtiyacı var.
İnsanlık tarihinde bu yolu açan genelde şairlerdir. Şiirin tarihî ayrıcalığını biraz da burada aramak gerekir. Şu da var ki söz tehlikelidir. Söz çoğu zaman yüktür. Çok az insanın sözü bir başka insana hafif gelir. Belki de bu yüzden en zor eylem dinlemektir.
Demek istediğim, idealizm sanata muhtaç fakat insana yük olmayacak bir sanata. Lakin hayat boşluk tanımaz. İnsanı ideale yönelten bir sanat üretilmezse yük olan bir sanat üretilir. Bu yükün altında hepimiz eziliriz.
Bu da sanat mı dersiniz, küçümsersiniz ancak siz de bazen sırf meraktan bazen analizini yapayım diyerek bazen de madem daha iyisi yok o zaman buna kaldık diyerek onu alımlamaya başlarsınız.
Sanki şu sıralar yaşadığımız üç aşağı beş yukarı böyle bir şey.
Yorum gönder